Paris Anlaşması, dünya ülkelerinin küresel yüzey sıcaklarındaki artışı olabildiğince 2C’nin altında tutma ve büyük oranda 1,5C’de sınırlandırmak için çabalarını arttırmayı koşullamaktadır. Türkiye Paris Anlaşmasının ilk imzacılarından biri olmasına rağmen henüz Paris Anlaşması’nı onaylamayan 6 ülkeden biridir.  Çevreyle ilgili çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları ise bu durumu TBMM gündemine taşımak için bir imza kampanyası başlattı.

 

Paris Anlaşması ve amaçları hakkında

Paris Anlaşması, 12 Aralık 2015 tarihinde Birleşmiş Milletler’in (BM) iklim değişikliği toplantısının son oturumunda 195 ülkenin imzası ile kabul edilmiştir. 29 maddeden oluşur ve 140 maddelik adaptasyon (uygulama) belgesi vardır. En hızlı yürürlüğe giren uluslararası anlaşmadır.

Paris anlaşması, sera gazı emisyonlarının tavan yaptığına ve iklim sorununun çözülmesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Bu sorunları çözmek için mümkün olan en kısa sürede küresel olarak uygulanması gereken bir eylem planını ortaya koymaktadır.

Anlaşma’nın temel özellikleri:

> Küresel yüzey sıcaklıklarındaki artışı sanayi devrimi öncesine göre 2°C’nin olabildiğince altında tutma ve hatta 1.5°C ile sınırlamayı amaçlamaktadır.

> Anlaşmanın tüm paydaşlara mesajı; küresel çapta temiz enerjiye geçişin vazgeçilmez olduğudur.

> Anlaşmayı imzalayan ülkelerin sunmakla yükümlü olduğu ulusal niyet beyanları (INDC)  iklim değişikliği ile mücadeleye gerçek bir katkı sunmuştur. Tarafların INDC’lerde sundukları hedefleri yerine getirmelerini amaçlayan yasal yükümlülükleri vardır, bu sebeple yurt içi azaltım önlemlerini devam ettirmek zorundadırlar.

> Anlaşma, izleme ve mevcut durum değerlendirmesi yapma konusunda duyulan ihtiyacı gidermeyi amaçlamaktadır. 2023 yılından itibaren taraflar, emisyon azaltımı, uyum ve sağlanan/alınan destekler konularındaki ilerlemeyi değerlendirmek üzere, her beş yılda bir “küresel durum değerlendirme” zirvelerinde bir araya gelecektir.

> Anlaşma, taraf ülkelerin iki yılda bir sera gazı envanterlerinin ve ulusal gelişmelerin takibinin yapılması konusuna da şeffaflık ve sorumluluk eklemektedir.

 > Anlaşma, İklim finansmanı ile büyük bir dayanışma paketi sunmaktadır (Teknoloji transferi, iklim finansmanları ve iklim finansmanı faydalanıcıları konusu Türkiye açısında sorun olarak görülmektedir).

> İklim Değişikliğine Uyum, Paris Anlaşması ile ilk defa uluslar arası bir iklim anlaşmasında mesele haline getirilmiştir. Uyuma yönelik kapasite geliştirme, iklim değişikliğine direnç ve iklim değişikliğinden etkilenebilirlik konularını içerecek şekilde hedefler belirlenmiştir.

Anlaşmanın en zayıf yanı hukuki yaptırım getirmeyerek alınacak önlemlerin devletlerin arzusuna bağlı olmasıdır. Nitekim hemen her maddede azaltım yükümlülüklerinin gönüllülük temelinde olacağı belirtilmiştir.

Paris Anlaşması’nda da Kyoto Protokolünde geliştirilen Temiz Kalkınma mekanizmasındakine benzer bir mekanizma yer almaktadır: Sürdürülebilir Kalkınma Mekanizması. Bu mekanizma piyasa temelli bir araç olarak yer almaktadır. Böylece ülkede uygulanacak bir emisyon ticareti sistemi (veya karbon vergisi) ile kömür kullanan termik santralleri ya da bu yakıtları yoğun olarak kullanan işletmeler için kömür ve türevlerinin daha pahalı olacağı anlamına gelmektedir.

 

Türkiye, Paris Anlaşması’nı onaylamayan 6 ülkeden biri

İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf 197 ülkeden 191’i Paris Anlaşması’nı imzaladı ve onayladı. Türkiye, iklim değişikliğini durdurmak için tüm ülkeleri bir araya getiren Paris Anlaşması’nı 2016 yılında imzaladı ama onaylama sürecini tamamlamayan 6 ülkeden biri... Ayrıca Paris Anlaşması’nı onaylamayan tek G20 ülkesi! Anlaşmayı onaylamayan diğer ülkeler Eritre, İran, Irak, Libya, Yemen’dir. ABD ise Biden yönetimi ile birlikte Paris Anlaşması’na geri döndü.

 

Dünyada iklim politikalarının durumu

Dünyanın geri kalanı, coal transition denilen ve iklim politikaları açısından kendisine ciddi hedefler belirlediği daha iddialı bir döneme girdi. Avrupa Birliği 2030 yılına kadar emisyonlarını %55 azaltmayı ve 2050 yılına kadar da karbon nötr olmayı hedefliyor. Çin, 2060 için karbon nötr olma hedefini; Japonya, Güney Kore, Güney Afrika ve Kanada ise sıfır emisyon planlarını açıkladı. Seragazı salımında kömürle çalışan termik santrallerin önemli bir paya sahip olduğu düşünüldüğünde ise Almanya’da 2038 sonunda, İngiltere’de, Portekiz’de, İtalya’da ise 2030’dan önce termik santrallerin kapatılacağına yönelik hedefler konulmuştur. Türkiye ise termik santrallere bağımlılığını sürdürmekle birlikte yenilenebilir enerjiye de ciddi yatırımlar yapmaktadır. Ancak yenilenebilir ve temiz enerjiyle bağlantılı iklim hedefleri doğrultusuyla termik santraller çok bağdaşmamaktadır.

 

Sivil toplum kuruluşlarının imza kampanyası başlatma nedeni

Türkiye’nin Paris Anlaşmasını imzalamasının ardından beş yıl geçmesine rağmen Paris Anlaşması TBMM’de gündeme getirilip onaylanmadı. Karbonsuz yeni bir düzen kurulurken Türkiye, uluslararası politik gündemin dışında kalmaktadır.

Paris Anlaşması’nın asıl hedefi sıcaklık artışını 1,5 santigrat derecede sınırlandırmak olduğuna göre bu hedefin gerekliliklerini yerine getirmek için önümüzdeki 10 yılda dünya genelindeki sera gazı salımlarının yaklaşık yarı yarıya azalması gerekmektedir. Türkiye, en çok seragazı emisyonu üreten 20 ülkeden biri olarak acilen harekete geçmelidir.

Çevre ile ilgili çalışmalar yapan 40 sivil toplum kuruluşunun başlattığı imza kampanyası, Türkiye’nin de süreci tamamlayarak Paris Anlaşması’na taraf olmasını talep etmektedir. Bu talebin gerçekleşmesi için anlaşmanın TBMM’de onaylanması gerekiyor. Bir gündem oluşturmak adına Change.org platformu üzerinden toplanan imzalar, TBMM Başkanlığı’na teslim edilecek.  

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği’nin de arasında yer aldığı İmza kampanyasını başlatan kuruluşlar, Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olmaması halinde uluslararası iklim müzakereleri sürecinin büyük oranda dışında kalacağını da belirtiyor.

 

 

Kuruluşlardan sesler

TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Ceren Pınar Gayretli:

“23 Şubat 2021 tarihinde Güney Sudan’ın da anlaşmaya taraf olması ile Türkiye, Paris Anlaşmasını onaylayarak yürürlüğe koymayan 6 ülkeden biri oldu. Türkiye’nin seragazı azaltım taahhütlerini iyileştirmesi ve sözleşmeye taraf olan diğer 191 ülke gibi Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak yürürlüğe koyması gerekiyor. Türkiye, Paris Anlaşmasını onaylamamaya devam ettiği takdirde, geleceğin siyasetinin, ticaretinin ve ekonomisinin çerçevesini çizen ülkelerin dışında kalacak, yön veren değil, izleyen olacak. Türkiye’nin bir an önce Paris İklim Anlaşması’nı onaylayıp, iklim hedeflerini güçlendirerek küresel çalışmaların liderleri arasında yer almasını talep ediyoruz” demiştir.

 

Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz:

“…Kimse Türkiye’den tek başına dünyayı kurtarmasını beklemiyor ama evinin önünü süpürmesini istiyor. Türkiye petrol ve doğalgazda zaten dışa bağımlı, tükettiği kömürün de %60’ı ithal. Dolayısıyla, fosil yakıtlardan kademeli bir şekilde çıkıp yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine geçmek zaten her açıdan Türkiye’nin lehine” şeklindeki sözleriyle Türkiye’nin hemen harekete geçmesi gerektiğini belirtmiştir.

 

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü Bengisu Özenç:

“Düşük karbonlu ekonomiye geçiş stratejileri bugün ülkelerin yalnızca sanayilerini değil, dış politikalarını da şekillendiriyor. Net-sıfır emisyona ulaşma hedefi 29 ülkede kanunlaşmış ya da politika dokümanlarına yerleşmiş durumda. 98 ülke ise bu yönde hedef almayı tartışıyor. Uluslararası ilişkiler söz konusu hedefler üzerinden yeniden tanımlanırken, Türkiye maalesef bu gruplar arasında yer almıyor. Açıkça belirlenmiş bir “yeşil kalkınma” stratejisi bulunmayan Türkiye’nin, kendisini bu küresel gündemin bir parçası haline getirebilmesi için ilk adım Paris Anlaşması’nın onaylanması. Bu konuda daha fazla vakit kaybedilmemesi gerekiyor” demiştir.

 

WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli:

“Etkilerini her geçen gün daha belirgin bir şekilde hissettiğimiz iklim krizi bugün artık herkesi tehdit eden bir ekolojik kriz haline gelmiş durumda. Türkiye ise, kuraklık başta olmak üzere iklim krizinin etkilerini en ciddi ölçüde yaşaması beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alıyor. Bu nedenle, dünyanın geri kalanından ayrı hareket etmesi düşünülemez. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan Türkiye’nin iklim krizi ile mücadelede sorumluluğunu yerine getirmek için acilen Paris Anlaşması’na taraf olacağını ve ivedilikle ulusal katkı hedeflerini iyileştireceğini umuyoruz” şeklindeki sözleriyle kampanyaya destek vermiştir.

 

İmza kampanyası metnine ulaşmak için tıklayınız.

 

Kampanyayı Destekleyen Kuruluşlar

Antalya Ekoloji Meclisi

Ayvalık Tabiat Platformu

Bartın Platformu

Bergama Çevre Platformu

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

Bursa’ya Temiz Hava

ÇETKO-Adana

ÇYDD  Oktay Ekinci Çevre Birimi

Doğa Derneği

Doğa Koruma Merkezi

Doğader

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)

Ekoloji Birliği

Ekosfer

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği

Fridays For Future Türkiye

Fridays For Future Bursa

Foça Forum

Greenpeace Akdeniz

İDA Dayanışma Derneği

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği

Kadın Balıkçılar Derneği

Karaburun Kent Konseyi

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği

Kazdağları Kardeşliği

Koza Dağcılık Kültür Sanat ve Spor Kulübü

Nilüfer Kent Konseyi Gençlik Meclisi

Sosyal İklim Derneği

Söke Çevre Platformu (SÖKEÇEP)

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA)

TEMA Vakfı

TOHUM  Eğitim, Kültür, Doğa Derneği

Validebağ Gönüllüleri

WWF-Türkiye

Yereliz - Yerel İzleme Araştırma ve Uygulamalar Derneği

Yeşil Düşünce Derneği

Yeşil Gelecek Derneği

Yokoluş İsyanı

Youth For Climate Turkey (İklim İçin Gençlik)

Yuva Derneği

 

 

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği © 2021