COVID-19 pandemisi, karbondioksit emisyonlarında kısa süreli bir düşüş yaratmasına rağmen, dünya içinde bulunduğumuz yüzyılda 3°C'yi aşan bir sıcaklık artışına doğru ilerlemektedir. 

Paris Anlaşması ise küresel sıcaklıkları mümkün olduğunca 2°C'nin altında ve 1,5°C eşiğinde sınırlandırma hedeflerini içermektedir. Ancak sera gazı salımlarındaki artış eğilimi, Paris Anlaşmasının hedeflerinin çok ötesindedir.  Ama düşük karbonlu bir pandemik iyileşme, COVID-19'dan önce yürürlükte olan politikalara göre 2030'da beklenen sera gazı emisyonlarını %25 azaltabilir. Böyle bir iyileşme, hükümetlerin Paris Anlaşması kapsamında verdikleri koşulsuz Ulusal Niyet Beyanlarının uygulanmasıyla öngörülen tasarrufları çok geride bırakacaktır. Ayrıca küresel sıcaklıkların, sanayi dönemi ortalama sıcaklarına göre 2°C artmasına yaklaştıracaktır.

Rapor aynı zamanda şimdiye kadarki düşük karbon geri kazanım önlemlerini de analiz etmiştir. Ulusların yeni net-sıfır emisyon taahhütlerinin ölçeğini özetlemekte ve boşluğu doldurmak için yaşam tarzı, havacılık ve denizcilik sektörlerinin potansiyelini değerlendirmiştir.

 

 

UNEP 2020 Emisyon Açığı Raporuna göre;

  • Sera gazı (GHG) emisyonları 2019'da yeni bir zirveye ulaştı. 2020 yılı kayıtlara geçen en sıcak yıl olacak.
  • Buzullar benzeri görülmemiş oranlarda erirken orman yangınları, fırtına ve kuraklık hasara yol açmaya devam etmektedir.
  • Pandemiye bağlı ekonomik yavaşlamanın bu yıl karbondioksit emisyonlarında %7'ye kadar düşüşe neden olması beklenmektedir. Bu düşüş, ülkeler yeşil bir iyileşmeye öncelik vermediği sürece Paris Anlaşması'nın küresel ısınmayı 2°C'nin olabildiğince altında tutma  ve 1,5 °C'de sınırlandırma hedefi üzerinde önemsiz bir etkiye sahip olacaktır.
  • Bu yüzyılın sonunda 3,2°C daha sıcak bir dünyaya doğru gitmekteyiz. Paris Anlaşması kapsamında, koşulsuz ulusal niyet beyanları (NDC'ler) tam olarak uygulansa bile…  Öte yandan, COVID-19 öncesi mevcut politikalar devam ederse ve niyetler güçlendirilmediği takdirde 2100 yılına kadar ortalama küresel sıcaklıklar 3.5°C artabilir.
  • Bir fırsatımız var: Yeşil bir pandemik iyileşme koşulsuz NDC'lerin uygulanmasıyla 2030'da görmeyi beklediğimiz emisyonları yüzde 25'e kadar azaltabilir ve dünyayı 2°C yoluna yaklaştırabilir. Bu kurtarma önlemlerinden bazıları şunlardır; sıfır emisyon teknolojileri ve altyapısı için doğrudan destek, fosil yakıt sübvansiyonlarının azaltılması ve büyük ölçekli peyzaj restorasyonu, yeniden ağaçlandırma gibi doğa temelli çözümlerin (Nature-based solutions-NBS) desteklenmesi…

Bazı G20 üyeleri şimdiden yeşil kurtarma önlemlerini açıkladı. Yine de COVID-19 mali harcamaları, Ekim 2020'de olduğu gibi, statükoyu ezici bir şekilde desteklemiş veya yeni yüksek karbonlu yatırımları teşvik etmişti. İklim konusunda daha güçlü taahhütler verilmiş olsa da – örneğin; 2060'a kadar karbon nötr ekonomiyi hedefleyen Çin, 2050'ye kadar Güney Afrika’nın karbon nötr ekonomi hedefi ve Japonya ve Avrupa Birliği'nin bu yüzyılın ortalarında sıfır sera gazı salım hedefi- bunlar henüz güncellenmiş NDC'lere yansıtılmamıştır.

Hükümetler, COVID-19 mali müdahalelerinin bir sonraki aşamasında daha çevreci olmalı ve 2021'de NDC hedeflerini artırmalıdır.

Daha güçlü eylemler, bireyler ve özel sektör tarafından tüketim davranışındaki değişikliklerin kolaylaştırılmasını, teşvik edilmesini ve zorunlu kılınmasını içermelidir. Örneğin, şehirler yeniden tasarlanabilir, konutlar daha verimli hale getirilerek, daha iyi ve daha az israflı yeme alışkanlıkları teşvik edilerek tüketicilerin yüksek karbon tüketiminden kaçınmasın sağlanabilir...  

Bu alandaki en büyük sorumluluğu zenginler taşımaktadır. Küresel nüfusun en zengin %1'inin toplam emisyonları, en yoksul %50'nin toplam emisyonlarının iki katından fazlasını oluşturmaktadır. Dolayısıyla seçkinler, Paris Anlaşması hedeflerine uymak için ayak izlerini 30 kat azaltmalıdır.

Pandemi, iklim değişikliği, doğa kaybı ve kirlilik gibi üç gezegensel krizi tetikleyen yıkıcı gelişme yolumuzdan acilen geçmemiz gerektiğine dair bir uyarıdır. Ama açıkça büyük de bir fırsat. Hükümetleri, işletmeleri ve bireyleri - özellikle de en büyük iklim ayak izine sahip olanları - gelecek on yıllar boyunca iklimimizi ve doğamızı korumak için bu fırsatı değerlendirmeliyiz.

 

Rapor Hakkında

Bu rapor, ülkelerin iklim değişikliğine neden olan sera gazlarını azaltım taahhütlerini yerine getirmeleri halinde gelecekteki tahmini küresel sera gazı (GHG) emisyonları ile Paris Anlaşması'nın hedefi olan küresel ortalama yüzey sıcaklıklarını 1,5°C’de sınırlandırma hedefine ulaşmak için gereken küresel emisyon seviyeleri arasındaki farkı değerlendirmektedir. Emisyon açığı "olabileceğimiz yer ile olmamız gereken yer" arasındaki farkı ifade etmek için kullanılır.

Rapor ayrıca, denizcilik ve havacılık sektörleri ile yaşam tarzı değişikliğinden kaynaklı emisyonları da kapsamaktadır.  Her iki alan da uluslararası emisyonlar hesaplanırken ulusal niyet beyanları (nationally determined contributions-NDC'ler) kapsamına girmemektedir ve COVID-19 pandemisiyle birlikte birbirleri ile daha ilişkili hale gelmiştir. Böylece rapor sayesinde emisyon hesaplamalarındaki boşluklardan biri daha kapatılmıştır. Olağandışı durumları yansıtan 2020 raporu, değerlendirme temeli olarak yalnızca önceki yıllara ait konsolide edilmiş verileri dikkate alma şeklindeki genel yaklaşımından sapmıştır.

Raporun politik uygunluğunu en üst düzeye çıkarmak için, pandeminin etkilerine ilişkin ön değerlendirmeler, pandemi sürecindeki kurtarma ve iyileşme önlemleri raporun her aşamasına dahil edilmiştir.

 

Rapora ulaşmak için tıklayınız.

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği © 2021